Türkiye
Giriş Tarihi : 09-06-2014 14:29   Güncelleme : 09-06-2014 14:29

-Nükleer Enerji Hepimizin Hakkı-

Gül ve Ruhani'den ortak açıklama

-Nükleer Enerji Hepimizin Hakkı-

Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün davetlisi olarak 18 yıl aradan sonra Türkiye’ye ilk resmi ziyareti gerçekleştiren İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, mevkidaşı Gül ile ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda açıklamada bulunan Cumhurbaşkanı Gül ve Ruhani, nükleer konusuna ilişkin "Bu konuda uluslararası normlara riayet edildiği, AEK ile tam ve şeffaf bir işbirliği yapıldığı sürece nükleer enerjiden barışçıl bir şekilde faydalanmak hepimizin hakkıdır" ifadelerini kullandı.

İki ülke arasında yapılan görüşmelerde, İran’a nükleer programından dolayı uygulanan ambargonun kalkmasıyla birlikte iki ülke arasında ticaret hacmini 2015 yılında 30 milyar dolara çıkartma hedefinin masaya yatırıldığı öğrenildi. 

Gül'ün açıklamalarından satırbaşları şöyle:

Sayın Ruhani ile hem baş başa hem heyetler arasında verimli görüşmeler yaptık. Siyasi, ekonomik, kültürel ve diğer bütün alanlarda ilişkimizi gözden geçirdik, daha ileri taşıma irademizi ortaya koyduk.

Birçok önemli anlaşmalar imzalanmıştır. Bugün imzaladığımız birçok anlaşma da bu hukuki altyapıyı güçlendirmektedir. İkili ilişkilerimizin önemli bir boyutu şüphesiz ki ekonomidir.

Ticari hacmimiz 15 milyar dolar, hedefimiz 30 milyar dolar.

İki kadim dost ve komşu olan Türkiye ile İran arasındaki ilişkilerin gelişmesi, sadece ülkelerimizi ilgilendirmemektedir. Bu ülkenin iki büyük devletinin işbirliği bölgemizdeki istikrar, huzur ve güvenliğin ve nihayette de ekonomik işbirliğinin ve refahın gelişmesine çok büyük katkı sağlayacaktır.

Bölgemizle ilgili konularda da geniş istişarede bulunduk.

Değerli basın mensupları, İran’ın nükleer programıyla ilgili meselenin diplomatik yöntemlerle çözüme kavuşturulması gerektiğini her zaman savunduk.

Bölgemizde hiçbir ülkenin nükleer silaha sahip olmasını istemiyoruz. Kitle imha silahlarından arınmış bir Ortadoğu vizyonumuzu koruyoruz.

Bu konuda uluslararası normlara riayet edildiği, AEK ile tam ve şeffaf bir işbirliği yapıldığı sürece nükleer enerjiden barışçıl bir şekilde faydalanmak hepimizin hakkıdır.

5+1 ülkeleriyle varılan nokta memnuniyet vericidir.

Bu yönde elinden gelen gayreti Türkiye daha önce de göstermiştir, bugün de göstermeye devam etmektedir.

Gül'ün açıklamalarından satırbaşları şöyle:

İran ve Türkiye İslam dünyası ve bölgenin iki önemli ülkesi olarak aşırılık ve terörizmle mücadele etmek konusunda kararlıdırlar. Bu istikrarsızlıklar hiç kimsenin faydasına değildir. Bu alanda iki ülke işbirliğini artırma konusunda kararlıdırlar. Bölgenin istikrarı için her türlü çabayı yapmayı düşünüyorlar.

'Nükleer konusunda Türkiye ile aynı düşüncelerdeyiz'

Nükleer konuyla ilgili her iki ülke de ortak düşüncelere sahiptir ki bütün ülkeler Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması çerçevesinde barışçıl nükleer teknolojiye sahip olmak üzerinde aynı fikirdeler. Nükleer silahlardan arındırılmış bir Ortadoğu, İran’ın önerisi ve planı olarak her iki ülkenin kabul ettiği bir anlaşmadır.

Bizim ülkemiz sadece nükleer değil konvansiyonel silahlardan da arınması lazım. Türkiye hükümeti nükleer konusunda her zaman bizim destekçimizdi. İran’ı nükleer hukukundan desteklediler, bakış açılarından dolayı teşekkür ediyoruz. Umarız ikili ve uluslararası konuloarda da işbirliklerimizi ve ortak bakış açımızı devam ettiririz. 

Soru cevap

- Sayın Cumhurbaşkanı, şu anda İran’dan büyük bir heyet sizin ülkenizde ziyarette bulunmaktadır. Oturumlar yapıldı ve yarın da ortak stratejik işbirliği konseyi düzenlenecek ve aynı zamanda işadamlarıyla bir görüşme olacak. Bunlar yeni dönemin başlangıcıdır diyebilir miyiz?

Gül:

Bu sorunuza evet demek istiyorum. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanı çok sayıda bakanla ve güçlü bir işadamı heyetiyle geldi. Şu karara vardık ki, Türkiye ve İran çok büyük potansiyel arzetmekte ve bunu harekete geçirmeliyiz.

Fransa’yla Almanya birbirine ne kadar benzeyen ülkeler olmasına rağmen çok büyük ticaret ve yatırımlar söz konusuysa, aynı şekilde Türkiye ile İran arasında da olabilir. Özellikle Sayın Ruhani’nin yönetiminde takip ettiğimiz politikalar, İran’ın dünyaya açılmasına, özel sektörün güçlenmesine önem verdiklerini görüyoruz.

'Bu ziyaret dönüm noktası'

Bu çerçevede Türk özel sektörü ve İran özel sektörü çok büyük işler yapabilecektir. Yaptığımız anlaşmaları uygulamak çok önemli. Bu ziyaretin dönüm noktası olduğuna inanıyorum.

Bu sefer görüyorum ki bütün niyetlerimizin, karşılıklı verdiğimiz sözlerin meyvelerini alacağız. O bakımdan ekonomik olarak bu ziyaretin bir dönüm noktası olduğuna inanıyorum. Siyasi açıdan çok yakın istişareler içindeyiz, her alanda bakanlarımız çalışıyorlar. Bölgesel konularda da hepimiz bu bölgedeki acıların, yıkımların bitmesini istiyoruz. Yanan ve yıkılan her ev kendi evimiz gibi hissediyoruz. Bu acının dindirilmesiyle ilgili de iradelerimiz gayet güçlüdür. O bakımdan Türkiye ve İran’ın ortak çabaları çok büyük katkı sağlayacaktır. Bundan dolayı bu ziyareti dönüm noktası olarak görüyorum.

- Enerji alanı da dahil olmak üzere iki ülkenin ekonomik geleceği açısından ileri bir adım olacak mı?

Ruhani:

Bugünkü ziyaret tabii ki şüphesiz iki ülke ilişkilerinde bir başlangıç noktası olacaktır. Belki de ilk defa böyle bir kapasiteyle İranlı üst düzey makamlarla Türkiye’nin başkentindeyiz. İlk defadır ki bugün üst düzey stratejik işbirliği toplantısı iki ülkenin bakanlarıyla yapılacaktır ve ben şunu hissediyorum. Çok ciddi bir irade iki ülke tarafında, ilişkilerin gelişmesi ekonomi alanında, kültürel alanda, siyasi alanda, bölgesel ve uluslararasında mevcuttur iradesi.

'Suriye ve Mısır'ı konuştuk'

Hem aşırılık ve terörizmle mücadele konusuyla ilgili birbirimizle görüştük, hem de bölge ülkeleriyle ilgili. Bizim bahsettiğimiz ülkeler iki ülkeden fazlaydı. Birçok bölgedeki ülkeler vardır bizim komşumuz olarak. Biz onlarla ilgili konuştuk. Tabii ki Suriye ve Mısır’la ilgili biz görüştük. Bizim için önemli olan iki ülkenin istikrar ve güvenlik içinde anlaşmaya varmaları. Halkın oylarının belirleyici olması, bu ülkeleri idare ile ilgili. Ayrıca savaşın bitmesi, kanın akmasının bitmesi ve kardeş ölmelerin bitmesi bütün bölgede. Bu iki ülkenin yardımı ve diğer ülkelerle beraber her tarafın kabul ettiği bir yolu bulmak ve bütün grupların ülkelerinin yönetimindeki söz sahibi olması bizim ortak düşüncelerimiz vardı. Bu ülkelerle ilgili ve bölgemizdeki diğer ülkelerle ilgili. Zannedersem eskiden de iki ülke ortak bakış açısına sahiptiler. 

AdminAdmin