Dünya
Giriş Tarihi : 13-02-2015 08:20   Güncelleme : 13-02-2015 08:20

İslamofobik cinayette medya sessiz

İslamofobik cinayette medya sessiz

Kuzey Karolina’da üç müslüman gencin ölümünün ardından ABD ana akım medyasının nefret cinayetine sessizliği tepki topluyor.


Geçtiğimiz ay, Fransa'daki karikatür dergisi baskınının ardından, Amerika ve Avrupa'da islamofobi ve buna bağlı nefret suçlarının artacağı pek çokları tarafından öngörülmüştü. Nitekim Salı akşamı, ikisi henüz yeni evli üç genç evlerinde kafalarından vurularak öldürüldü.

Sosyal medyadaki fotoğraflarından birinde öldürülen gençlerden Yüsra Muhammed, Kilis'te Suriyeli mültecilere yardım ederken görülüyor. Diş Hekimliği öğrencisi eşi Şadi Berekat ise, Temmuz ayında Türkiye'ye gelip mülteci kamplarındakiler için ağız bakımı sağlama amaçlı bir kampanya başlattığı öğrenildi. Yüsra'nın kızkardeşi Rezzan ise tıpkı ablası ve eniştesi gibi North Carolina üniversitesi'nde öğrenci.

Kısa sürede duyulan ve müslüman olsun-olmasın pek çok kişinin tepkisini çeken olay, katliamın yaşandığı topraklarda özellikle ABD medyasında sessizlikle karşılandı. Ana akım medyanın büyük kısmı haberi kısa metinlerle görürken neredeyse hiç bir haberde gençlerin dini inanışları nedeniyle öldürüldükleri yer almadı.


Olayın gerçekleşmesinin hemen ardından ABD'de yaşayan müslümanlar, 'Özgürlükler Ülkesi'nde müslümanların hedefte olduğunu Twitter'da #ChapelHillShooting adlı bir hashtagle duyurdular.

Katliamın ardından saatler geçmesine rağmen ABD'li 'saygın' medya kuruluşlarının olayı gündemlerine alma gereği görmemeleri, ya da bir kaç cümleyle geçiştirmeleri öfkeye neden oldu. Akan kanın bile sınıflandırıdığı gerçeği bir kez daha ortaya çıkınca, katliam Twitter'da #MuslimLivesMatter hashtagiyle paylaşılmaya başlandı.

Ana akım medyanın liderlerinden CNN, haberin duyurulmamasına gelen tepkiler üzerine sayfasında olaya yer verdi. Haberin metninde yer alan ve' üç gencin ölümünde dini inançlarının yerinin olup olmadığı' sorusu büyük tepkiye neden oldu.

New York Times ve ABC ise, katliamın haberini verdikleri metinde hayatını kaybeden gençlerin 'müslüman' olduklarını belirtmeyerek, katliamı Amerikan topraklarında hemen hergün gerçekleşen sıradan cinayetlerden biri olarak gördüler.

USATODAY ise bambaşka bir yöntem belirleyerek haberi kaynağındaki 'üç müslüman genç' yerine 'üç kişi' ifadesini kullanmayı uygun bularak, islamofobi ve nefret suçunu haberden sıyırarak katliamı 'görünmez' kıldı.


Cahrlie Hebdo saldırısından 'bütün müslümanların sorumlu tutulması' gerektiği beyanıyla tepki çeken Rupert Murdoch'ın sahibi olduğu Fox News de, olaydaki 'olası nefret suçu'nun polis tarafından araştırıldığı bilgisi vererek, tepki çekmeyecek ama katliamın nedeninin islamofobi olduğunun kesin olmadığı mesajını veren bir manşetle olayı okuyucularına duyurdu.

Chicago menşeili haber portalı Huffington Post ise, haber başlığında zanlıyı ön plana çıkararak tutuklandığını belirtti. Neyse ki haber metninin son paragrafında katliamda hayatını kaybedenlerin isimlerini bildirdi de dikkatli gözlerden öldürülenlerin müslüman oldukları kaçmayacak; olayı islamofobiyle ilişkilendirmekse bu haliyle neredeyse imkansız.

Hemen herkesin aşina olduğu bir başka gerçek ise öldürülen bir müslümansa, fail çoğunlukla –ABD medyasının tanımlamaktan hoşlandığı şekliyle- 'tek başına hareket eden yalnız kurt'; akli dengesi yerinde olamayan ve sosyal eğilimleri problemli bir imaj olarak sunulur. Nitekim Kuzey Karolina katliamında da ana akım medya, olayı sıradan bir cinayet gibi göstermeyi seçerek, onun yerine Irak savaşında görev alıp yüzlerce insanın ölümüne neden olan keskin nişancı Chris Kyle'ın hayatını kaybettiği cinayet davasını konuşmayı tercih etti.